Camia Sıktı Artık.

Bu yazıyı, diğerlerinden farklı bir üslup ve içerikle yazıyorum. Son bir iki senedir (ve özellikle bu sene boyunca) camianın bir kısmında Rangers’a yönelik anlamsız suçlamalar mevcut ve bu durum üzücü bir noktaya geldi. Bu yazıda meseleleri derin bir şekilde ele alıp, en zor anlayan kişilerin bile anlayacağı bir şekilde anlatmak istiyorum.

Bu sezon başında MHK ve Teknik Kurul çok ciddi önlemler ve kararlar alarak, ülkedeki futbolu geliştirmek adına büyük bir adım attı. Maçta 2 adet ambulans olacak, sahalar tam nizami olacak. Her ikisi de bir Anadolu takımı için çok büyük problem. İstanbul ve Ankaralılar bunu pek anlamıyor.

Ambulans gerekçesini İTÜ’lü yetkili bir arkadaş açıklamıştı. Sezon boyunca maçlarda yaşanan sakatlıklarda ambulans gittiğinde geri gelmesi için uzun süre bekleniyormuş. Bu nedenle yaşanan soğumalar neticesinde çok sayıda oyuncusu sakatlanmış. 2 ambulansın maliyeti bir problemken, Anadolu şehirlerinde temin edilmesinin neredeyse imkansız olduğunu söyleyebilirim. Paran varsa dahi getiremezsin. Çünkü tahsis edilebilecek ambulans sayısı çok çok az ve sana vermiyorlar. Zaten bu karar uygulanamadı ve değiştirildi. Rangers olarak çift ambulansı halledebilir miydik? Hiç emin değilim. Geçelim.

Hakemlerin özellikle saha konusunu çok ciddiye aldığını gördük. Bir iki defa hakem toplantısına katıldığımda IFAF veya EFAF a göre hakemlik seviyemizin iyi olduğu, ancak Avrupa standartlarına yükseltebilmek için sahanın nizami olması gerektiği eleştirisi alınmış. Sahanın nizami olması gerçekten olmazsa olmaz. Ancak bu noktada yine Anadolu şehrinde yaşamamız nedeniyle büyük problemler yaşadık. Son 3 senedir maçları yaptığımız Behiç Erkin Spor Kompleksi bu seneki sıkılaştırılmış ölçü standartlarını tutturamıyordu.

Biraz zamanda geriye gidelim. Behiç Erkin sahasından önce Rangers idmanlarını ve maçlarını Anadolu Üniversitesi İki Eylül Kampüsü içerisindeki şenlik alanında yapıyordu (bildiğiniz çayır). Her şenlik sonrası cam kırıkları, çiviler toplanır, köstebeklerin kazdığı çukurlar doldurulur ve saha çizilmeye çalışılırdı. Üniversite ise bize önceden tahsis ettiği maç çayırlarına sulama sistemi döşedi (yerden çıkan borularla otomatik sulama) ve çayırlarda idman ve maç serüveni Rangers için kapandı. Büyük bir şans olarak, tam 5 sene önce, Evre Abi’nin de aracı olmasıyla Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç bize Behiç Erkin sahasını haftada 3 gün idman için tahsis etti. İdman saatleri akşam 20:00-22:00 arasında olmak üzere, farklı bir serüvene başladık. Zira yıllarca çayırda çalışan, ışıklandırması olmayan (çayırı kim aydınlatır) bir mekandan, suni çim ve görece olarak güzel bir sahaya geçişimiz bundan 5 sene öncesine dayanıyor.

Bu sahada iyi kötü maçlarımızı da, idmanlarımızı da yapmaya başladık. Amerikalı koçlarımızın da takıma dahil olmasıyla takım daha sistemli çalışmaya başladı. Üç sene önce, maçı kaybeden bir Ankara takımı tarafından şöyle bir söylenti çıkarıldı “özellikle küçük saha almışsınız, küçük sahada koşmak kolay tabi, gelin büyük sahada kapışalım”. Saha seçme lüksümüzün olmadığını yukarıda kısaca anlattım (aşağıda daha detaylı anlatacağım). Ayrıca küçük sahanın bir takıma fayda sağlarken diğer takıma zarar sağlaması nasıl açıklanabilir? Küçük sahada koşu alanları da daralır. Pas oyunlarında kısa paslarla çok çabuk first down alırsınız. Yani sahanın şartları her iki takımı da eşit olarak etkiler. Tek fark o sahaya alışkın olmaktır. Ev sahibi olmanın da avantajı, alışık olduğun sahada oynamaktır.

Bu sene gelen saha yetersizliği problemi ile ciddi ciddi saha bulma sıkıntısı yaşadık. Eskişehir’de bu şartların karşılanabildiği yalnızca üç adet saha var: Abdurrahman Temel, Üniversite Evleri Sahası ve Muttalıp Spor Kompleksi. Üniversite Evleri Sahası’nın inşaatı henüz bitmiş ve teslim henüz gerçekleşmediği için GSGM bize sahayı veremedi. Abdurrahman Temel’de akşam maçları oynanmıyor, çünkü ışıklandırması hiç yeterli değilmiş. Geriye tek çare Muttalıp Spor Kompleksi ile anlaşmak kalıyor ki Muttalıp çayırının tam ortasında, inanılmaz soğuk ve ayaz alan, etrafı kapkaranlık bir bölge.

Saha

Bu sahaya nasıl karanlık dersiniz? Görüntü ODTÜ Şahinler – Anadolu Rangers maçından. Karşı taraf kırmızı giyiyor, Rangers lacivert. Kimse bunu problem etmedi.

Rangers’ın bu saha bulamama sıkıntısının yanında, idman saatleri de problem olmaya başladı. Eskişehir’de çok ciddi sayıda amatör futbol takımı var. Bunların yaş kategorileri de var. Bu nedenle, yukarıda saydığım sahaların hepsi hem idmanlar hem de maçlar nedeniyle inanılmaz yoğun. Behiç Erkin’de amatör kulüplere saha ikiye bölünerek veriliyor zaman zaman. Aynı anda iki takım çalışıyor. Bu nedenle Rangers son üç senedir idmanlarını 22:00-00:00 da yapmak zorunda kalıyor! Haftada 3 gün.

Gecenin 12 sinde idman yapmayı kim ister size soruyorum? Ertesi gün çocuklar okula uyanamıyor, dinlenemiyor, uyumaları gece 2’yi buluyor. Çoğu bilmez, özellikle gece 23:00 dan sonra soğuk havada sahanın zemini donmaya başlar. Rangers bu sporu sevdiği için, layığıyla yerine getirmek için tam disiplin gecenin köründe çalışmak zorunda kalıyor. Erken saate bizi yazmıyorlar, çünkü hem amatör kulüplerin desteğini istiyorlar, hem de 2 saat tek bir takıma vermek yerine, 2 saat 4 adet takıma idman imkanı sağlayabiliyorlar. Amatör küme maçlarının yoğunluğundan bahsetmiştim, bu yoğunluk nedeniyle Eskişehir’de her hafta sonu 18:00 – 19:00’a kadar tüm sahalar dolu (son maçlar genelde 17:00 da başlıyor, 18:45 gibi saha boşalıyor). Bizim sahayı çizip maça hazır etmek için çok limitli zamanımız var. Bu nedenle maçlarımız 20:00-21:00 gibi başlayabiliyor en erken.

Bu durumu da lehimize döndürmeye çalıştığımızı, maçı kasten gece oynatıp ışığı kısarak, koyu renk forma giyerek maçları kazandığımızı konuşanlar var. Maçların neden akşam saatlerinde oynandığını yazmıştım. Işık konusunda ise Muttalıp’ın çevresinde hiç ışık olmamasından ötürü zaten algı olarak loş görünüyor. İlk maçımızda Özyeğin takım koçu ile bu meseleyi konuştuk. Maç esnasında ışığın az olduğu söylediler. Sahayı temizlerken fark ettik ki ışık giderek güçlenmiş ve tam randımanlı çalışmaya başlamıştı. Evet saha aydınlatmalarının tam verimli çalışabilmesi için zaman gerekiyor, dolayısıyla bundan sonraki maçlarda ışığın maçtan 2 saat önce açılmasını rica ettik. Bu şekilde maç saatine kadar yeterli ışığı verebilir hale geliyordu. Ek olarak lambaların yenilenmesi konusunda da talepte bulunduk. Sağolsun tesis yetkilisi bunu da anlayışla karşıladı ve ışıkları bakıma soktu. Sonrasında daha aydınlık bir maç ortamına sahip olabildik.

Grup maçlarında bir Ankara takımının çalıştırıcı maç başlamadan ışıklara itiraz etti. Hakemler sahanın iki yanında da ışığı test ettiler. Pas atma ve yakalama şeklinde bir test. Sonrasında ışığın yeterli olduğu görüldü ve maç başladı. O gün rakibimiz ilk yarıda belki de 20 pas yakalaması gerçekleştirmiş olabilir. Işık yetersiz olsa sanırım bu kadar pas gerçekleşmesi zor olurdu.

İşin şimdi en vahim kısmına geçiyorum. “Rangers koyu forma giyiyor diye topu göremiyoruz”. Anadolu Üniversitesi’nin renkleri “bordo-lacivert-beyaz” dır. Belki bilenler bilir, üniversite çok büyük bir gelir kaynağına sahiptir. Bu nedenle devletin sıkı denetimi altındadır. Harcama kalemleri özellikle son yıllarda oldukça düşmüştür. Üniversite takımımıza son 4 senede yalnızca 1 defa forma yaptırabilmiştir (lacivert olan). Son 5 senede malzeme dahi alamamıştır.

Yine 4 sene öncesine dönelim. Football America sitesinden stok olarak satılan Wilson formalardan yalnızca Maroon olanları kalmıştı. Diğer renklerinde adet sıkıntısı vardı. Tanesi 3 dolara geldiğinden ötürü bu formalardan, en küçüğü XL olmak üzere 60 adet aldık. Daha sonra formaları daralttırdık ve takıma uygun hale getirdik. Yine beden olarak büyük altın sarısı taytları oradan satın aldık (Sarının nedeni Amerikalı koçlarımızın getirdiği 50 adet kask da altın sarısı olması, sonrasında eldeki kaskları da altın sarısına boyadık ve altın kask-bordo forma-altın tayt şeklinde renk kodumuz oluştu).

Amerikalı koçlarımız gelirken üstünde hiç bir yazı bulunmayan beyaz ve siyah formalar getirmişti. 50 adet olarak gelen bu formalar idmanlarda da giyiliyor ve sayı olarak oldukça azaldılar. Zaman zaman bu formalarla da maça çıkmış olsak da, takım oyuncusunun forma sayısından fazla olabildiği durumlarda bu formaları giymiyoruz. Üniversite deplasmana 30’dan fazla oyuncu göndermiyor (25 asgari + 5 oyuncu üniversitenin inisiyatifi). Dolayısıyla deplasmanlarda açık renk – koyu renk problemi yaşanamıyor (üniversiteler liginde). Zaten kural kitabında da ev sahibi takımın koyu, deplasman takımının açık giyeceği yazmakta. Ancak 37 kişilik ev sahibi kadrosunda 32 adet beyaz formanın veya 33 adet siyah formanın giyilmesi ve kenarda 5 oyuncuyu bekletmek ne kadar ahmakça bir karar olurdu?

Bu sene yarı final maçında evimizde İTÜ ile karşılaşacaktık. Maç öncesi yaşadıklarımı, benim içinde bulunma şansına sahip olduğum 2005-2017 dönemi korumalı futbol sürecinin en absürt kısmı olarak nitelendirebilirim. İTÜ takımının koçu ve yine hem koçu hem de federasyon yetkilisi olan yetkililer ile ayrı ayrı görüşmelerimde, maçın ışıklarının yetersiz olduğu, bu nedenle başka sahada oynatılmasının istendiği, Rangers’ın beyaz forma giymesi gerektiği (nedeni ise İTÜ’nün defans oyuncularının topu koyu forma üzerinde göremediği) , İTÜ’nün ise siyah forma giyeceği gibi talepler yüzüme tokat gibi çarptı. Ek olarak maçın önemli bir maç olduğu ve eğer maçta şartlar tutmaz ise hükmen kazanmayı kabul edeceklerini tarafıma ilettiler. İTÜ yıllardır ligin en karanlık sahasında maç yapıyor. Kimsenin kalkıp da onlara bu şekilde taleplerde bulunduğunu düşünmüyorum.

FORMA

Bahsi geçen kırmızı forma. Bu forma ile top görünmez oluyormuş.

İTÜ yetkililerine dilerlerse siyah formayı giyebileceklerini, bizim de karışıklık yaratmaması adına kırmızı formalarımızı giyebileceğimizi söyledim. Rakibin siyah bizim de kırmızı giydiğimiz başka maçlar da oldu ve karışmadı. Beyaz formalarımızın 32 adet olduğunu, maç kadromuzun 37 olduğunu, ev sahibi olduğum yarı final maçında kenarda 5 adet oyuncuyu bekletemeyeceğimi söyledim. Kendilerine deplasman takımının beyaz giymesi gerektiğini hatırlatmama rağmen; eğer getirebilirlerse 37 adet beyaz forma getirmeleri durumunda hakemler kabul ederse bu formaları giyebileceğimizi de ilettim.

1005

Bu da top. Bu seneki standart Wilson 1005.

Ayrıca ışık konusunda da herhangi bir ışık standardının olup olmadığını sorduğumda “lümen değerinden standardın bulunduğunu, ancak bu değerleri ülkedeki hiç bir takımın karşılayamayacağı” cevabını aldım.

Bu gergin konuşma sonrasında problemlerin çözüldüğünü zannederken hafta içinde değişik bir gelişme oldu. İTÜ yetkilileri üniversite sporları federasyonuna yazılı başvuruda bulunarak saha için inceleme başlatmış ve araya GSGM’yi de sokarak maçı başka sahada oynatma talebinde bulunmuş. Biz sene başından beri cayır cayır saha ararken bize yardımcı olamayan GSGM bu tarz bir müdahale ile bize saha ayarlamaya çalışıyor. Bir çim saha ayarlanması gündemdeymiş. Bunlar tabi maçtan 3-4 gün önce oluyor. Yazılı talep sonrasında konu bir şekilde federasyon başkanımıza  da intikal ediyor. Sahanın ışıklandırmasında herhangi bir problem olmadığı raporunu da alan Murat Pazan Başkan da Türkiye’deki her şehirde Amerikan futbolu sahası olmadığı biliyor. Görüşmemizde, konu üzerine adaletli yaklaşımı için kendisine çok teşekkür ediyorum.

Bir deplasman maçında, ister yarı final ister grup maçı, deplasman takımı misafirdir. Ev sahibi takım alışkın olduğu zeminde oynayabildiği için avantajlıdır. 5 senedir suni çimde mücadele eden takımı ne hakla kendi evinde doğal çim sahada oynatma talebinde bulunabilirsiniz? Üstelik bu saha normalde şehrin takımına verilmiyorken. Federasyonda görev alıyor olmak, sizi veya takımınızı özel kılmaz. Yıllarca ne kötü sahalarda maçlar yapıldı, ne kötü şartlarda maçlar yönetildi. Bizim köstebekli sahamızda da ne maçlar oynandı, Sakarya’nın bataklık gibi sahasında da. Bir kere bile bu tarz durumlardan kimsenin maça çıkmama veya hükmen kazanma talebi olmadı. Kimsenin de olmamalı. Nereden geldiğimizi unutursak bu sporu ilerletebilmemiz mümkün değil. Sonuçta her yer İstanbul veya Ankara değil.

Orada burada, sosyal medyada ağzı olan laf sokmaya çalışıyor, sataşmaya çalışıyor. Rangers ışık karartıyormuş, Rangers koyu forma koyu top ile hile yapıyormuş, yok makine güneşte bozulurmuşmuş. Sevgili camia, Rangers hiç bir zaman tüm takımları yenen, ezen, büyük bir takım olmadı. Büyük takım olma gayesi yok. Takım içerisinden kimse de Rangers büyük takım demiyor. Çünkü Rangers büyük bir aile. Rangers’ın büyüklüğü manevi değerlerinden geliyor. Tam 19 senedir. Burada çok zor şartlar altında düzgün bir iş yapmaya çalışıyoruz. Beğenmiyor olabilirsiniz, lütfen bu konularda kinayeli konuşmalarda bulunmayın.

5 senedir gece idmanı yapıyoruz. Zorunluluktan. Keşke düzgün saatlerde yapabiliyor olsak. Biz de dinlenebilmek, elverişli bir şekilde çalışabilmek istiyoruz. Soğuk havada geç saatlerde idman yaptığımız için herkesin bedeni buna alışık. İzmir’de yapılacak maç için ağırlık salonundaki ısıtmaları açıp o sıcak altında kondisyon ve ağırlık çalışmaları yaptık son hafta. Ne şans ki bu tarz vizyona sahip insanlarla çalışıyoruz. Ama bunun maçlara etkisi ne olabilir? Yüzde 5? Bir maçın gece veya gündüz oynanması takımın performansını ne kadar etkileyebilir? Bizim çocukların gözünde gece görüşü sensörü mü var? Sakarya maçı gündüz olduğu için mi kaybedildi? Bu yorum canavar gibi oynayan Sakarya’ya büyük haksızlık değil mi? Forma rengi nasıl etkiliyor?

DİPNOT: Rangers son 12 üniversite ligi maçında toplamda 8 defa beyaz forma giymiştir…

Son olarak, platformun birinde biri demiş ki “1-2 sene önce siyah topla oynamayı teklif bile ettiler”. Elimizde yağmurlu havalar için 3 adet top var, yine sağolsun koçlarımız getirmişti. Yağmurlu havada kaymıyor. Onu teklif etmişizdir hava yağmurluysa, maç adam gibi oynansın diye. Resmi ve açıklaması aşağıda. Çizgileri sayesinde top belirgin. Çeviremedim kusura bakmayın:

Siyah Top

Mishandles and dropped passes will be a thing of the past with the Under Armour® 295 Football. The black/orange 295 official football features an exclusive Spongetech™ cover with GRIPSKIN™ to ensure maximum tack and durability. The UA 295 Spongetech™ Football also offers extreme durability and performance in any weather condition, as well as bright orange stripes and laces to ensure you’ll never lose track of the ball.

FEATURES:

  • Official size football
  • GRIPSKIN™ technology ensures maximum tack and grip
  • Spongetech™ cover provides an excellent grip, even in wet conditions
  • All-weather durability and performance
  • Bright orange stripes and laces
  • Color: Black/Orange
  • Model: UA625
Advertisements

About Baris Dervis

Barış Derviş Anadolu Rangers
This entry was posted in Rangers Futbol and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

3 Responses to Camia Sıktı Artık.

  1. Kostebekdeliklisahanızdamaçyapmışbirdeplasmanoyuncusu says:

    Kendilerini “Büyük Takım” olarak adlandıran takımlara Teşekkürler.. Onlar olmasaydı Türkiye’de Amerikan Futbolu gelişemezdi. Sonuçta tek oyuncuya parayı basıp maç kazanmaya çalışmak zor iş. Veya fedarasyon(eski) kankacılığı yaparak…
    Siz neden konuşuyorsunuz “Anadolu Takımları” sadece onlar sıkılmadan seneyi geçirebilsin diye varsınız. Arada bir ŞANSLA başarı falan alıyorsunuz. Arkasında da hiç bir emek yok…
    Neyse..
    Umarım anlayan anlar..
    Umarım Amerikan Futbolu yöneticileri ve koçları 15 yaş ergenliğinden kurtulur.

    Siz savaşmaya devam edin..

    Like

    • baturc says:

      Doğruların ortaya çıkarıldığı bu yazıya yorum yazmaya çalışmış köstebek kafalı deplasman oyuncusuna;

      Büyük takım diye adlandırmanın kriterlerini merak ettim doğrusu.
      Ayrıca “Onlar” olmasaydı, Türkiye’de korumalı futbol yine de devam ederdi. Türkiye’de Amerikan Futbolu gelişemezdi dedin ya beni bitirdin. Hangi gelişmişlikten bahsediyorsun?
      Gelişen tek şey ekipman satın alımları..
      Veya fed(A)erasyon kankacılarının azalması ve football’un düzgün oynanılmasına odaklanmak. Umarım anlarsın hani.

      Senin zihniyetine göre sanırım büyük takımlar istanbul takımları.
      Anadolu takımlarının bu takımlara karşı aldığı galibiyetler mi yoksa idman vakitlerindeki gözlemcilik mi, varsayımda bulunduğun sıkılma tezinin kaynağı?
      Çok ummuşsun fakat umduğunu değil bulduğunu eleştirmek zorundasın.

      Bir de ünlü düşünür Fort Minor demiş ki;
      This is ten percent LUCK
      Twenty percent skill
      Fifteen percent concentrated power of will
      Five percent pleasure
      Fifty percent pain
      And a hundred percent reason to remember the name.

      Yazdıklarına zerre kadar katılmasam da,
      Köstebek deliklerinden oluşan başka bir sahada köstebeklerden tarafından pancake olmaman dileklerimle,

      Football’u yazıları ile yaşatan Barış Derviş’e sevgi ve saygılarımla.

      Like

  2. 2eylulsk says:

    Bu tarz problemler ne yazık ki her spor branşında var. Amatör sporlarda bu ve bunun gibi 100 lerce olaya şahit oluyoruz. Ama merak etmeyin. Rangers büyük bir aile ve bu büyük aile bunlarında üstesinden gelmeyi bilir. Az bir zaman kaldı herşey yoluna girecek.. O günleri görmemiz dileğiyle..

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s