Oyuncu Tanıtımı: Sercan Keskintaş (WR)

Sercan Keskintaş (#9)

190 cm / 87 kg

WR / Anadolu Rangers

5 sene evvel tanışmışım bu adamla; ve baktığım zaman bu kadar “iyi” anlaştığım çok fazla insan göremiyorum çevremde. Bana Sercan’ın bu beş senede ne kattığını tek kelime ile anlat deseler diyeceğim şu olur: Rekabet

Takıma ilk geldiğinde söylentiler kol gezmekteydi: “Bak yeni biri geldi basketçiymiş; Osmangazi Üniversitesi ‘nde oynuyormuş vs vs.” Ben de o zamanlar basketbol delisi olduğumdan takıma basketçi gelmiş olması ayrı bir şekilde merak uyandırdı üzerimde. Gittim tanıştım.

Ankara’da ciddi kulüplerde basket oynamış olan Sercan tam bir sporcu. Takıma gelir gelmez receiver mevkisinde çalıştırıldı – zaten iyi basketbolcular çok rahat iyi amerikan futbolcusu olabilirler.

Şunu çok net söyleyebilirim ki bu adam benim gördüğüm en kaliteli wide receiverlardandır.   Elleri çok yeteneklidir; el ile yapılabilen her türlü işte iyidir. Batak, 51 oyunlarının kralıdır, bilardoda çok iyidir, basketbolda üçlük makinesidir; amerikan futbolunda da topu çok iyi tutar. Fizik olarak karşısındaki cornerback oyuncusuna çoğu zaman eşleşme sıkıntısı yaratır; hızlı olması zaten başlı başına savunan için sıkıntıdır.

Fakat Sercan kardeşimin başına gelen talihsizlikler serüveni mutlaka her sporcunun öğrenmesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum. Spor sakatlanmaları sonucu hayata küsen sporcular tanıdım çok. eminim Sercan’ı tanısanız hiç bir zaman pes etmezsiniz.

Sercan takıma girdiğinin senesinde – ya da bir sene sonraydı çok net hatırlamıyorum – talihsiz bir sakatlık geçirdi. Yaptığımız bir hazırlık maçında boş alanda koşarken bir anda sakatlanan arkadaşımızın diz bağları yırtılmıştı.

Kendisiyle idmanların haricinde sürekli halı sahaya gider; basketbol oynardık. Haftanın 7 günü her türlü sporu yapardı. Bu nedenle de dizleri oldukça yıpranmış olacak ki menüsküs hasarı dahil dizi resmen dağılmıştı yukarıda anlattığım sakatlanma anında.

Sercan tam bir spor aşığıdır; zaman kaybetmeden spora devam edebilmek adına hemen doktora gitmiştir. Sayısız doktora gitmiş ve tedavi olabilmenin yollarını aramıştır. Dizini desteklemek adına Amerika’dan özel bir dizlik getirtmiştir. Ne için? Sırf amerikan futbolu oynayabilmek için..

İdmanlarda canı acıya acıya kendini zorladı Sercan. 1-2 senesi doktor kapılarında ve idmanlarda acıyla geçti. O dönemler çok koşamadığı için oyun kurucu mevkisinde kendini geliştirmeye başladı.

İşte bu noktada ben araya bir anlatı sokmak istiyorum. Sercan’ı “rekabet” olarak nitelendirmemin sebebi aramızdaki rekabettir. Yapısı nedeniyle inanılmaz hırslı olan Sercan’dan hırs konusunda pek de aşağı kalır olduğum söylenemez. Hep kazanmak isterim; o da öyle. Bu nedenle hem futbolda, hem basketbolda, hem de amerikan futbolunda hep karşısında oynamayı isterim. Basketbol oynarken sadece onu savunurum; savunmama da güvenirim – temelim sağlamdır. Futbolda sürekli onu savunur; çalımları ona atmaya çalışırım. Sürekli her alanda ona kafa tutarım. Hiç oynamadığım tenis sporu için desin ki “Barış gel teniste kapışalım” gider yemeden içmeden kesilir sabah akşam tenis oynar onunla kapışırım. İş Sercan’la kapışmak olunca bambaşka bir durum oluyor benim için. Hele bir de yenince dalga geçmesi kadar keyif verici bir durum yoktur ((:

Amerikan futbolu idmanlarında oyun kurucu olduğu zamanlarda Sercan hücum kaptanı, ben de defans kaptanı idim. İdmanlar çok sert ve gergin geçmekteydi o zamanlar. Gerek iklim bozuklukları, gerekse scrimmage modunda geçen uzun idmanlar rekabeti körüklüyordu. Alınan bir eksik-fazla yard için yapılan tartışmalar, hakemin kararının hatalı olduğuna dair uzun süreli itirazlar, yok top orada değildi, yok sen interference yaptın tartışmaları.. Cornerback blitzlerine sinir olurdu Sercan; ben de sürekli blitz oynatır oyununu bozmaya çalışırdım. Sürekli tartışırdık kendisiyle; hatta bir keresinde tartışmayacağımıza söz verip hem defans hem ofans oynayacak 2 takım oluşturup maça başlayacaktık. Hakem olarak seçtiğimiz arkadaş parayı atar atmaz Sercan şu efsane itirazı yapmıştı “Öyle para mı atılır lan” Daha maç başlamadan rekabet gene başlamıştı.

Bugün bu anıları gülerek, duygulanarak anıyorum. Çok güzel günlerdi. Bu rekabet ara sıra aramızı ufak da olsa açsa da hiç bir zaman ileri gitmemiştir. Kendisini kardeşim gibi sevmişimdir hep.

Konuya dönelim; Sercan daha sonra bu dizle oynanmayacağını anlayıp ameliyat oldu. Aynı zamanda belinde oluşan fıtıktan da ameliyat olan Sercan bir süre futboldan ayrı kaldı. Bu noktada bir sporcunun göstermesi gereken azim devreye giriyor. Sercan iyileşme sürecinde düzenli kilo vermiş ve disiplinli bir şekilde yüzmeye gitmiştir. Çok disiplinli bir şekilde dizini güçlendirmiş; iyileşmesine yardımcı olacak her şeyi yapar hale gelmişti. Bir keresinde Doktorlar Caddesi ‘nde kendisiyle karşılaştığımda kan vermeye gittiğini, sürekli kan verdiğini ve bu şekilde doktorun dizinin daha çabuk iyileşeceğini söylediğini anlattı.

Bu kadar özveri gösterebilen başka bir insan tanımadım. Sakatlıktan 2 sene sonra sahaya çıkacağı günü iple çekmek. Sırf bu tutku uğruna tüm hayatını değiştirmek. Tiryakisi olduğu içki ve sigarayı sırf sakatlığı daha hızlı iyileşsin diye bırakmıştır.

Sercan’ın fedakarlığını anlata anlata bitiremem. Saha dışındaki efendiliğini saha içinde de gösterir her zaman (bana karşı hariç (: ). Onun dışında tam bir abidir; yeni oyunculara çok iyi abilik yapar. Verilen görevi her zaman yerine getirir; işten hiç kaçmaz. Makine mühendisidir kafası iyi çalışır; fakat tasarımcı ileride altında çalışacağını söylediğimde bana gene sinir olur ((((:

Bu seneye  bomba gibi hazır giren Sercan’ın kesinlikle ligin en kaliteli receiverlarından olduğunu belirtip izlenmesi gerektiğini düşünüyordum Fakat idmanda yaşadığı talihsiz bir sakatlık; yine sahalardan bir miktar uzak kalmasına neden oldu.

Maçtan önceki son idmanda omzunun üstüne düşen Sercan’ın köprücük kemiği kırıldı. Yıllarca maça çıkacağı anı bekleyen bu fedakar adam bu sefer bambaşka bir sakatlıkla boğuşmak zorunda kaldı.

Ambulansı beklerken gözlerinde o üzüntüyü görünce kahrolmuştum. Yüzündeki hüzün acıdan değildi; oynayamayacak olmanın verdiği üzüntüydü..

Doktor böylesine sağlam kemiklere sahip bir sporcunun köprücük kemiğinin kırılmasına oldukça şaşırmış. Biz buna şanssızlık ve ya kader diyelim, o pozisyonda 1000 defa düşsen o kemiği kıramazsın..

Şimdi Sercan yine pes etmedi; kemiğinin kaynadığını ve haftaya idmanlara başlayacağını söyledi. Ne için? Sırf bu sporu yapabilmek için..

Bu yazı, efsane olabilecek bir azmin anlatımıdır. Kendisi zaten çoktan Rangers takımının efsaneleri arasına girmiştir. Bu söz Sercan’ı çok iyi anlatır:

“The greatest accomplishment is not in never falling, but in rising again after you fall.” (Başarı hiç bir zaman düşmemek  değildir, her düştüğünde ayağa kalkabilmektir)

                                                     Vince Lombardi

Ben etrafında böyle tutkulu, böylesine takımına bağlı fedakar oyuncular görünce gurur duyuyorum. Sercan’ın iyileşmesine az kaldı; gerçekten kaliteli bir receiver izlemek isteyenler; biraz daha sabredin. İnanıyorum ki eskisinden çok daha iyi, güçlü bir Sercan dönecek.

Yazımı bitirirken Sercan’a buradan bir mesaj göndermek istiyorum. “Sercan sen iyileşiyorsun ama ben de iyileşiyorum. İdmanlarda, özelliklerde uzun paslarda hiç şansın yok!”

Advertisements

About Baris Dervis

Barış Derviş Anadolu Rangers
This entry was posted in Anadolu Rangers Oyuncu Tanıtımları and tagged , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

One Response to Oyuncu Tanıtımı: Sercan Keskintaş (WR)

  1. cihan somuncu says:

    süper ötesi bir insan bu kadar iyi tarif edilir. ama şunu ekle kaptan hepsi pislikten 😀

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s